templatemo.com

ANA SAYFA

ATATÜRK

BİR YUDUM

ŞİİRLER

ŞİİR DİNLETİSİ

ŞİİRDEN ŞARKIYA

MÜZİK & VİDEO

MÜZİK DİNLETİSİ

RADYOLAR

YAZILAR

GÜZEL SÖZLER

FOTOĞRAF & RESİM

SİNEMA & TİYATRO

DOST SİTELER

TAVSİYE SİTELER

İLETİŞİM

Yaban

Atatürk Hakkında





ATATÜRK HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

 

 

1."ATA" LAFINI SEVMEZDİ : "Atatürk" hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

  

2.EN SEVDİĞİ YEMEK : Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayati boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama canı istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.

 

3.EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI : Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

  

4.BAŞUCU KİTABI "ÇALIKUŞU" İDİ : Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayati boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin'in ünlü “Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rast gele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.

 

5.KABUL SALONUNDAKİ AT YAVRUSU : Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fox" adını verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

 

6.TAM BİR SALON ADAMI : En sevdiği dans Vals’tı. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

 

7.GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI : Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

 

8.DOLABINDA LACİVERTE YER YOKTU : Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi pek sevmezdi.

  

9.ÖLÇÜLERİ : Boyu 1.74 idi.Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

 

10.RUMELİ ŞİVESİ : Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.En çokta “ Çocuk ! “derdi.

  

11.HAZİN BİR HİKAYE : Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal`in evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanım`ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

 

12.CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU : Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyordu, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

 

13.PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE : Kılık-Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyor Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı  eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

 

14.KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI : Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı. Mutlaka berberi tıraş ederdi.

  

15.DÜZEN TAKINTISI VARDI : Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.

 

16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER : Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış, "Alın bunu kendi içsin" diyerek Atatürk`e hakaret etmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin" demiştir.

  

17.SİGARA PAZARLIĞI : Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuştu. Atatürk "sekiz" demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti:

"Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım".

 

18."BU NASIL HALKCILIK?" :Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti. Bugün de uçakların trenlerin ve TBMM lokantasında yenen yemeklerin neredeyse beleş olduğunu bir bilse ne derdi acaba?

 

19."LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!" : İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üye’ye şu tarihi cevabı vermişti: "Adam olmak demektir hocam, adam olmak!"

  

20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI : Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını dönerdi yada kesilmelerini engellerdi. 

Günümüzde ise yapılan hayvan katliamına kimse hava atmak uğurunda dur bile demiyor.

  

21.YABANCI DİLE MERAKI : Askeri lisede öğrenmeye başladığı o yılların en popüler yabancı dili olan Fransızca'yı sonraki yıllarda oldukça geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

 

22.FASULYESİNE POKER : Kumardan asla hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla eğlenmek için fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.

  

23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI : Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış ve yüzlerce binlerce cesetleri görmüş biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı. 

 

24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ : Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu espirili bir dille anlatmıştı: "T.C`de kulakları duyan bir kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar".demiştir.

  

25.BİR RİCASI BAŞ AÇTIRDI : Bir gün halk arasında dolaşırken kara çarşaflı bir kadına rastlamış, "Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın?" diye kibarca sormuştu. Kadın baş örtüsünü açarak, Atatürk`un önünde eğildi ve ellerini öptü.

 

26.BİLARDO VE YÜZME : Sportmen bir kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve Geometrik desenler çizdiğinden bilardo oynardı.

  

27.EN BAŞARILI DERS : Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi Matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayati boyunca sürdü. Akla dayalı Fen ve Matematik Bilimlerine hep inandı.

 

28.YAĞCILARA GEÇİT YOK : Yağcılara yalakalara çok kızardı. Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.

  

29.SON YILBAŞI GECESİ : 1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki kullanmadığı bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.

  

30.KÖŞKTEKI GÜVERCİNLİK : Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı. Zaman zaman onlarla vakit geçirirdi.

  

31.YURDDIŞINA RESMİ GEZİ YAPMADI : Ama dönemin devlet büyükleri hep ayağına geldi. Bunlardan İngiltere Kralı V Charles için verdiği akşam yemeğinde bir garsonun servis sırasında elindeki tepsiyi düşürmesiyle salonda esen buz gibi bir havada Krala dönüp, ”Haşmetmaap ben bu millete her şeyi öğrettim ama uşaklığı bir türlü öğretemedim lafı”ı inanılmaz alkış topladı.

 

32.ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ ÇOK SEVERDİ : Atatürk çocukları ve gençleri çok sever onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu.

  

33.DİNİNE SON DERECE BAĞLIYDI : İmanlı birisiydi lakin hurafelere, din bezirganlarına çok kızardı. Atatürk’ün dindar bir kimliği vardı ama bunu asla siyasete alet etmedi ve bunu yapanlara çok kızardı. Bu yüzden din ve devlet işlerini ayırmak adına İslam ülkeleri içinde ilk kez Laiklik kavramını getirdi.

 

34.ÇOK OKUYAN VE YAZAN BİR KİMSEYDİ : Hayatı boyunca hatta cephelerde bile savaş sırasında top sesleri gürlerken bile okumaktan haz duyardı. Büyük Nutuk eserini de günlerce kapandığı odasında yüzlerce olayı hafızasından süzerek yazdı ve TBMM Kürsüsünden tamamını ayakta durarak okudu.

 

35.PLANLI VE METODLU ÇALIŞMAYI SEVERDİ : Bütün çalışmalarını bir plân dahilinde yapardı. Bir işe karar verdiğinde; bu kararı bütün yönleriyle inceler en iyi sonucu alacak şekilde uygulamaya geçerdi. Mustafa Kemal yapacağı inkılâpları önceden düşünmüş kamuoyunu bu değişiklikler konusunda aydınlattıktan sonra inkılâplarını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın plânını İstanbul'dan Anadolu'ya geçmeden önce yapmış ve bunu yakın arkadaşlarıyla tartışmıştı. Zamanı geldikçe düşündüklerini uyguladı. Uygulamaya başladıktan sonra hiç taviz vermedi. Bütün hayatı boyunca metotlu çalışmayı hiç bırakmadı.

 

36.KÜLTÜRLÜ VE PAYLAŞIMCIYDI :Geçmişi kucaklayan, fakat çağını aşan bir kültüre sahipti. Tüm güzel sanatları sevdi, kurdu, korudu ve milletine sevdirdi. Dinlemesini severdi, bir dinleme üstadı idi. Başarılarının sırrı olarak bu özelliğini sayardı. Başarılarını kendisi üstlenmez, onları ya Mehmetçik'e veya Millete mâl ederdi. Bazen de, "Millet böyle istiyor!" diye, O’nun sözcüsü durumuna geçer ve gücünü Türk Milleti'nin manevi şahsiyetinden alırdı.

 

37.DİKTATÖRLÜKLE HİÇ ALAKASI OLMADI : Döneminde yaşanan Dünyadaki siyasi yapıda devletler Lenin gibi kızıl diktatör, Mussolini ve Hitler gibi faşist diktatörlerle yönetilirken asla onlara özenmedi. Onlar gibi halklarını gözünü kırpmadan ezmek yerine Türk Halkına her alanda sahip çıkarak genç Türkiye Cumhuriyetini kurdu ve bu uğurda ölünceye kadar çalıştı.

  

38.EĞİTİMCİ YÖNÜ : Gerek öğretmenlik ve gerekse eğitimcilik kısmen doğuştan getirilen bazı özelliklere, kısmen de sonradan öğrenme ile kazanılan bilgilere sahip olmayı gerektiren bir sanat ve bilimdir. Bu açıdan bakıldığında, Atatürk'ün tam bir öğretmen ve eğitimci ozelliği taşıdığıını görürüz. O'nun kişiligini ögretmenlik ile özdeşleştirmesi bu bakımdan son derece isabetlidir.

 

39.BARIŞA ÖNEM VEREN BİR LİDERDİ : Ona göre barışın bozulmasından bütün dünya ülkeleri ıstırap duymalıydı. Anlaşmazlıkların ortadan kalkması insanlığın başlıca dileği olmalıydı. Dünyada yalnızca sevgi egemen olmalıydı. Atatürk'ün bu sevgi anlayışının nedeni insana duyduğu saygıdır. Onun "Yurtta sulh cihanda sulh" sözü barış idealinin simgesi hâline gelmiştir.

  

40.ARKADAŞLARINA KÜSMEDİ DARILMADI : Atatürk asla arkadaşlarına küsmedi darılmadı bazı dedikoducular yüzünden şimdiki gibi Devletini korumak adına onları uyardı.

  

41.KENDİSİNE SUİKAST DÜZENLEYENLERİ AFFETTİ : İzmir suikastında tutuklanan bazı yakın arkadaşlarını idamdan kurtarıp affetti. Diktatör olsaydı değil onları Stalin gibi, Lenin gibi onların yedi sülalesini öldürtürdü.

 

42.DUYGUSAL VE SERT MİZAÇLIYDI : Atatürk küçük yaşta öksüz kalınca Annesine sığındı ve duygusal bir çocukluk geçirdiyse de, büyüdüğünde oldukça sert mizaçlı birisi oldu.

 

43.İLERİ GÖRÜŞLÜYDÜ : Atatürk'ün en önemli özelliklerinden biri, kuşkusuz sahip olduğu ileri görüşlülüktür. Başarılı bir komutan ve devlet adamı olarak ileriyi görme özelliğini kullanan Atatürk, o dönemde pek çok kişinin farkında olmadığı bazı gerçekleri sezmiş, hedeflerini ve tedbirlerini bunlara göre oluşturmuştur. Yargıları hep doğru çıkmıştır! Durum değerlendirmesinde, strateji oluşturmada, düşmanı tartmakta çok mahir bir taktik ustası idi!

  

44.TÜRK TARİHİNDE İLK MAREŞAL OLDU : Türk tarihinde Meydan savaşı dediğimiz göğüs göğse savaştığı için Askerlikteki son unvan olan ilk Mareşal oldu. Sonrasında kendisi gibi olan Fevzi Çakmak’a da bu unvan verildi.

 

45.TAM BİR ASKERDİ : Atatürk yaşamına yön veren mesleği olan Askerliği çok ama çok severdi. Yetiştiği Harbiye’yi ve asker ocağını asla unutmamıştır. Her vesileyle Mehmetçik ile şakalaşır çevresindekilere onların nasıl zeki ve kahraman olduğunu vurgulardı. Hatta bir gün bir Mehmetçik’e kendisiyle güreş tutmasını istediğinde Mehmetçiğin cevabı karşısında gözyaşlarını tutamamıştı. Mehmetçik Atatürk’e “Aman Komutanım siz dünyanın en kuvvetli ordularının sırtını yere getirmiş bir kahramansınız, ben sizi nasıl yenerim” demişti.

  

46. GERÇEK ANLAMDA BİR ÇEVRECİYDİ : Doğa’yı ve yeşili çok severdi, öyle ki bir tek çınar ağacını kurtarmak için Yalova’daki köşkü temellerinden açıp ağaçtan 5 metre ileri çektirmiştir. Yine Söğütözü’nde çok istediği bir kulubeyi yaptırmak için, kulubenin yapılacağı alandan sökülüp başka bir yere dikilen söğütler yeniden tutmadan inşaata başlamamıştır. Biz her nekadar Ata’mızın değerini bimesekte, dünya biliyor. Bugün Atatürk ismiyle anılan bir çiçek dünya nebatat literatüne girmiş ve Atatürkün bu çevre sevgiside karşılıksız kalmamıştır.

 

47.VATAN VE MİLLET SEVGİSİ : "Türklerin vatan sevgisi ile dolu göğüsleri, düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima bir duvar gibi yükselecektir" sözleri ile vatanseverliğin önemine dikkat çeken Atatürk, milletini seven, milletine sadık ve milletine güvenen gerçek bir Türk milliyetçisidir. Bu derin ve yüce sevgi için gerektiğinde kendi canını dahi tehlikeye atan Büyük Atatürk'ün bize bıraktığı en önemli miraslarından biri vatanseverlik ve millet aşkıdır.

  

48.ÇOK GENÇ ÖLDÜ : Atatürk yaşamı hep mücadele ederek geçti, bir kere bile şimdiki gibi Barış yaşanan yılları görmedi. Mesleğinin getirdiği stresler sonucunda çok genç yaşta 57 yaşında vefat etti. Silah arkadaşları İnönü 101, Celal Bayar 103 yaşında öldüler. Bu millet hep Atatürk 100 yaşına kadar yaşasaydı Türkiye Cumhuriyeti Dünyaya bedel olurdu diye boşuna söylemiyordur. Bence de Ortadoğu’nun bu karmaşık ortamını çözer, bizde İsviçre’si olurduk.

 

49.19. YÜZYILIN DEVRİLMEYEN, YAŞAYAN TEK LİDERİ : Atatürk’ün ne kadar büyük bir deha ve ölümsüz bir lider olduğunu anlamak istiyorsanız, devrilmeyen ve hala gönüllerde yaşayan tek lider olduğunu idrak etmeniz yeterlidir. Atatürk yalnız yakın geçmişte büyük hizmetler yapmış bir lider değildir. Eserleriyle ve düşünceleriyle gerek Türk Milleti'nin gerekse başka milletlerin geleceğine ışık tutmaya devam eden bir liderdir.

 

50.TAM BİR İNSANDI O :Hataları ve zaafları da vardı. Kesin prensipleri ve tereddütleri de. Ağladığı anlar da, kahkaha ile güldüğü anlar da oldu. Özel meclislerinde şarkıyı, zeybeği, neşeyi, içmeyi ve içirmeyi severdi. Eğilmezdi, çok gururluydu ve kendinden çok emindi. Her yönüyle mükemmel bir lider, asker, devlet adamı, sanatçı, eğitimci bir kişiydi. Onların da ötesinde yaşam tarzıyla, çalışmasıyla, insan ve doğa sevgisiyle, vatan sevgisiyle, kısacası her şeyiyle ve tam anlamıyla bir halk adamıydı.

  

Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu ve Türk Gençliğine emanet ettiği bu Cumhuriyet hep yaşadı, hep yaşayacaktır. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Bu Devlet’te bu Millet’te Türk’tür, daima ve ilanihai Türk kalacaktır. Yeter ki; Vatan Şairimiz Mehmet Akif’in de dediği gibi bu Millet bir daha İstiklal Marşı yazmak zorunda kalmasın. Yüce Rab’bim Atatürk’e ve tüm silah arkadaşlarına da gani gani rahmet eylesin.

 

Ne Mutlu Atatürk'çüyüm Diyene,

Ne Mutlu Türk'üm Diyene...

 

 

Bugün 7 ziyaretçi kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=